Sevgi
Hani Uriel meditasyonlarında vardır "bilerek yada BİLMEDEN, isteyerek yada İSTEMEDEN, seni çok üzdüm, çok kırdım, çok incittim. Özür dilerim!" Bu bilmeden, istemeden olayı kafama takılmıştır hep. Tabiki olmuştur ama nedir, nasıldır tam anlayamazdım. Sonra anladım! Hepimiz birilerinin hikayesinde kötüymüşüz meğer.
Beni buna uyandıran 2007 yılında bir çocukluk arkadaşımın içten bir maili oldu. Sonra hatırladım, bu şekilde yaraladığım çok leşim vardı. Öncesinde de sonrasında da. Anaokul arkadaşım Murat vardı mesela; hastalık nedeniyle uzun süre sonra okula döndüğümde, beni görünce sevinçle bağırıp, masaların üstünden atlayarak koşup sarılmıştı. Bense ağlayarak ters tarafa koşmuştum. Kişiler değişti, detaylar değişti, bu sahne yıllarca böyle tekrar etti. O küçük kız sevgiyi görünce hep korkup ağlayarak kaçtı.
Neden yapar ki insan böyle bişey, neden korkar ki sevgiden?! Üstelik küçük survive'mın planladığının aksine kaçılmayacak sevgilerden korkup kaçarken, asıl korktuğumun kucağına düşürdü yıllarca. Tam olarak 37 yıl sevgiden korktum ve kaçtım, bir süre sonra hissizleştim, aramayı unuttum. Böyle görünmedi tabii ki; ya havalı sandılar ya soğuk yada garip. Alamadım! Elbet verdim, vermek güvenliydi ama o da bi yere kadar, kapaklar açılmayacak kadar.
Bir gün, kalabalık sözde şen bir sofrada, aynen filmlerdeki gibi dibe çekildim. Dış ses boğuklaştı, görüntü bulanıklaştı. sahneyi gördüm derinden bi yerden. "Benim burda ne işim var" yükseldi içimden, "Bunu daha fazla kendime yapmamalıyım". Normalde olabileceğinden biraz daha ağdalıydı durum. Nasıl'ı arandığım başka bir gün; yakın bir arkadaşı "evet o bir x ama bir tek sen başedebilirsin onla zaten, senin olayın budur!" dedi. O an; o doğru yöntemi, o uygun zamanı beklememeye karar verdim. Sonra rehberlik dillendi, anahtar geldi. "Olduğu gibi bırak!". Kat kat, aşama aşama, bıraktım. olduğu gibi.. kanıyo hala demeden, ya hakkım demeden, bunca emek demeden, ama demeden, peki ya demeden.. bıraktım.. Ben gidiyorum dedim, cebimde üç-beş sikke, elimde bir bavul, bilinmeze yola çıktım, en baştan başladım herşeye. Yaraları sara sara öyle yürüdüm işte. Çok üzgünüm sevgili ruh; bunu yapabileceğimi bilseydim daha önce yapardım!
Geçmişi doldurup boşaltırken hayatımdaki sessiz sevdaları hatırladım. Hani; hep bişeyler eksikli yaşanır, konuşulmaz/dokunulmaz bozulmasın diye. Görünmezde hep sıcacık bişeyler akar, bilinen, her gözgöze gelindiğinde hissedilen, öyle masum bi yerlerde yarım bırakılmış hikayeler.. Yada belki hiç görmediğim, dibimde olup fark etmediğim.. O kibar kalpler geldi aklıma. O kız kaçmasaydı eğer dedim kendi kendime; hayatımın bir devresinde cesaretle birine evet diyebilseydi, birine hadi diyebilseydi, şuan nerde olurdum acaba? Yine yaralardık birbirimizi, yine yollarımız ayrılırdı elbet ama bu yaralardan daha iyiydi sanki.
Uyandım ve buradayım! Kararım kesindir; artık sevgiden değil sahtesinden kaçacağım dedim Ruha. Ekledim kibarca; Tabii ki hep seveyim ama sevilmeyi de öğreneyim. Çok geç değilse, yardımını rica edeyim.
Bu son zaman anlıyorum ki; ben bozmamıştım ki! o kabuğu açacak bendim elbet ama kıracak olan ben değilmişim meğer, sevgiymiş. Denge oldukça daha çok hissedebildim. Hayalet bedenim vücut buldu, kayıp ve eksik parçalarım biraraya toplanmaya başladı. İşin ilginç yanı alabildikçe daha çok verebildim. Sevilmek ne demekle birlikte sevmeyi de tekrar öğrenmeye başladım. Bu sihirli hareket ile kalbim büyüdü, hala büyüyor.
Öyle düşünüldüğü gibi kolay değil doğal olarak. Nedeni bile unutulmuş, yıllarca örülmüş bu kalın duvarlar. Sevginin farklı formlarında adım adım, güvenmeyi öğrenerek, mesafe ayarını keşfederek. O en dokunulmaz türde olan sevgiye doğru yoldan bahsediyorum. Bi çiçek beni üzemez, sadece varlığıyla sevgi duyabilirim. Arkadaş o kadardır, can bir dost da insandır bilirim. Bazılarını daha iyi.. kalbini görürüm kucaklarım ya da görmezden gelirim, bazen yanılır yine sızlar, yola devam ederim. Ya aşk! sen biraz dinlen dedim, mola aldım. Bu dersi sona sakladım belki; çünkü tüm kırılganlığınla açık olmak, kalbini öylece eline koymak durumundasın.. hayatı paylaşmak, yoldaş olmak, sıcak ve içten bir bağ kurmak istiyosan eğer.
Şimdi meraktayım! Kalbimdeki bu son cam kafesi kıran rüzgar. belki esip gider, belki hesabını kesmeye gelmiştir istemeden kırdığım kalplerin.. gerçi oralarda ah! eden yoktur bilirim. ya da belki cevabıdır duaların.. anlarız yolda!
... tüm kalbimle
... daima sevgiyle
Şebnem Özenç