SIR ve KADIN


“Gözyaşları sizi bir yerlere götüren bir nehirdir. Ağlamak, ruhsal hayatınızı taşıyan geminin çevresinde bir nehir yaratır.

Kadınların hiçbir zaman akıtmadıkları okyanuslar dolusu gözyaşları vardır. Çünkü annelerinin sırlarını, babalarının sırlarını, erkeklerinin sırlarını, toplumun sırlarını ve kendi sırlarını mezara götürmek üzere eğitilmişlerdir. Kadının ağlaması tehlikeli olarak değerlendirilmiştir çünkü ağlamak taşıdıkları sırların sürgülerini ve kilitlerini gevşetir. Ama aslında bir kadının Vahşi Ruhu için ağlamak daha iyidir.

Sır saklamak bir kadını kendisini sevecek, destekleyecek ve koruyacak olanlardan koparır. Yasın ve korkunun yükünü tek başına ve bazen bütün grup adına taşımasına neden olur. Sır, bölgesel anestezi gibi orayı hissizleştirir ve zamanla damla damla yayılarak tamamen hareketsiz ve sessiz bırakır.

Ölü bölge olabildiğine korunaklıdır ancak Vahşi Kadını aldatmanın yolu yoktur. Sır her zaman dışarı çıkmanın bir yolunu bulur.. zaman içinde düşler ile kadının kendi vahşi hayat kuvveti aracılığıyla psişenin yüzeyine çıkar ve gerekli çığlığı atar. Rüyalarda sır; parlayan ve sönen ışıklar, yenen bişey yüzünden hastalanma, tehlikeden kaçamama, bağırmaya çalışıp sesin çıkmaması... gibi kendini gösterebilir.

İnanmama, hafife alma ya da etrafında dolaşma ile aile içinde dahi kirli çamaşırlar yıkanmaz yoksa yası paylaşmaları gerekir. İçinizde tuttuğunuz sırrın olumsuz etkisinden kurtulmak, bir ölçüde onu başkalarının da etkilenebileceği şekilde anlatmaktır. "kadın dayanışması, gözyaşı ve sevgi" ile kader/sır onurlandırılabilir.

Sonuçta ortaya çıkan yara izinden kaçınılmaz ama biz yas tutarken Vahşi Kadın bize sarılacaktır. O; çığlıklarımızı, iniltilerimizi, ölmeden ölme isteklerimizi taşıyabilir, en iyi ilaçları uygular... gerilebilme gücü ve baskıyı emme yeteneğiyle YaRa iZi deriden daha güçlüdür.”

💖 Kurtlarla Koşan Kadınlar 💖

Yazarı: Clarissa P. Estes