O ESKİ MEYHANE
Sanırım rüyada .... eski bir meyhanedeyim..
Gündüz bambaşka dünyanın döndüğü sokağa, gece olunca
öylesine yayılınan...
Hani şu kırık arnavut kaldırımı üstünde küçük, rahatsız
tabureler üzerinde oturulan...
Havada daha çok tuz ve yosun olur, bi de bi koku dibindeki
balıkçı sandallarından.. ama ara ara gelen esinti muhabbeti dağıtır ya, o adını
hatırlamadığım gece kokan ağaçtan...
Derinlerden, meyhanenin içinden gelen boğuk plak sesi ile
insan sesleri birbirine karışır, yine de farkında olmadan şarkıya eşlik edersin
ya, sanki zaten içinde gibi çalan...
Hemen yanda duvar dibine çökmüş bi berduş ile paylaşılan..
ne paranın ne hakedişin alabileceği orada öylece duran, o eşsiz manzaraya karşı
her yudumda bir doldurulup bir boşaltılan...
... işte öyle bir meyhanedeyim... bi hal içinde, “ne dün
umurumda, ne de yarın, şimdi mi? amaan boşver!!” modunda...
Eee! tabiii iki şarap sonra Hayyam gelir masaya.. kadehleri
iki yere vurup, bi göğe kaldırıp, sonra birbirine.. hep o garip sessiz
konuşmalar akar farkedersen, vurulurken muhabbetin dibine..
Her kahkahada bir damla gözyaşı akar
kalbinden ama o damla gözlerinden aktığında kalbin gülümser ya içinden..
Hem açık seçik andasındır, hem yine de
bilirsin senden bile saklıdır hep bişeyler.. kimbilir belki de gecenin
büyüsünden..
Hayyam iyi şarap arkadaşıydı da.. an geldi bir el koyup
omza, hafif kafa selamıyla kalktı öylece masadan..
Gündüz vakti aklıma takıldı... bi de duyabileydim ne dediydi
kendi kendine mırıldanarak arkasından..
“şarap ve gök” dedi, “hayat ve gönül” dedi... “aşk ile” mi
dedi?.... yürüdü gitti belki bir daha bakmadan..
... işte öyle bir kafadayım... bi hal
içinde, “hangisi gerçek, hangisi hayal... ne farkeder! amaaan boşver!!” modunda..
... tüm kalbimle
Şebnem Özenç