Yine susma...
Yine konuşmandan korkuyorum, konuşma kalbimm!
Hayranım doğaya, aşığım galiba Gaia’ya. Oturur hep izlerim hayat kaçmasa. Bi çiçek sevdim, koparmadım mesela. Gökyüzünde bulutların şöleninde, geceye doğan her yıldızda kayboldum.. denizin üstünde parlayan güneşte, bir ağacın gölgesinde buldum yine kendimi. Ya bi yaz yağmurunda, bazen bi fırtınada; ben ben oldum. Ah o mis kokun yok mu! Kadimleri dinledim, rüzgara arkamı döndüm. Tam orada, ateş başında sihirle buluştum. Ay bile doğdu, yıldızlar yağdı yine üstümüze. Bak! rüyalarımız hala orada.
Sen sus, boşver konuşma!
Yine susmandan korkuyorum, susma kalbimm!
Yine bi insan daha tanıdım, ne büyük zenginlik içten bir merhaba. Aynı gezegendenmişiz gibi, öylesine aceleyle, bir o kadar içten paylaştık an’ı mesela. Biri yol kenarında veya parkta ya da bi sofrada. Birbirimize kibar davrandık bilsek de karşılaşmayacağız bi daha. Öyle aktı, en derin yara paylaşıldı laf arasında. Herkes bi yer arıyor içindekini paylaşmaya aslında. Bildiğini, duyduğunu bilerek geçtik gülüşlere. Hayat da böyle bişey değil miydi sonuçta. Diğeri ne tatlıymış dedi, orda öğrendim mesela. Eski tanışlar bile bi başka. Bak! artık hep güzel kalpler çıkıyor karşımıza. konuştun, açıldın ya; yüreğim kaldırmaz sandım; kızacaktım sana. Kalbim büyüdü, bi başka parladık bi süre daha.
Sen konuş, lütfen susma bi daha!
Yok saymam seni bu defa; hani acıların içinden geçmek makbulken daldık ya en karanlıklara.. şimdi ışığa dalma vakti, sanki balıklama. Yine bi düşündüm de; artık ruhla buluştuk nasılsa. biliriz elbet…
sen yine sen ol, çok yaşa!
… daima sevgiyle
Şebnem Özenç