İyilik
Sosyete çeşmenin bilmediği bir şahin tepemiz var. Yalnızsan, sevgilinleysen, yoldan geçiyosan orda durursun. Kafa dinlemeye kaçtığım yerlerden biri. Bi gün dertliyim; yine bi göğe bi denize bakıp konuşuyorum kendi kendime.
Tatlış bi aile geldi. Belli oralardan değil, Kurdular küçük bi yer sofrası, biraz yemek biraz sohbet. Adı da Kezban’mış inanmazsın! Bi kadın kalktı bana doğru yürüdü. Bişey verdi kesin; köyünden bi yemiş belki, onu hatırlamıyorum. Gül pembe tadında bi gülümseme ile merhaba dedi. Çömdü yanıma; öyle doğal, öyle içten.
Hikayeyi kısaltıcam elimden geldiğince çünkü her an’ı pek kıymetli. Sözleri geçin, kalbinizle dinleyin. Seni gördüm, izliyorum bi süredir. Başta çekindim ama sonra dedim… ben de senin gibi uzun süre böyle boşlara dalarak, uzaklarda aranarak geçirdim. Bi ruh gelse yanımda olsa keşke dedim. Kimse gelmedi, kimse yetemedi. Sen dertlisin anladım, ondan geldim dedi. Herneyse geçecek, geçmese de hafifleyecek demeye. Hikayemi sordu, hikayesini anlattı gitti. Meğer kardeşi kaybolmuş köyde, daha bikaç hafta olmuş, ama hayat devammış, küçüğü okutmaya getirmişler, ondanmış bu mutluluk. Yaram yüreğimde dedi, su yolunu bulur bi şekil.
Birbirimize yardım etmeyi mi unuttuk, güvenmeyi mi insanlığımıza. Yağmur bindirdi, herkes kaçtı. Bi ben, bi resimdeki abla. Belki dertli belki keyifte. Bi çay aldım hediye edeyim dedim. Yaptığı ilk şey fotoğrafını çekmek, o sahne bi önceki pozda. Dökmesi problem değil de… ne bileyim anladınız işte!
En geribildirim alan yazım, yoldan aldığım bi abiyle hikayemizdi. İyi dünyayı, insanlığımızı ne özledik di mi?
… daima sevgiyle
Şebnem Özenç